İmam Hatip Lisesi Öğrencilerinde Tanrı Algısı ve Din Dışı Yönelimlerin Dijital Alışkanlıklar Bağlamında İncelenmesi
Abstract
Dijital çağ, din eğitimi açısından aile ve okul gibi ortamlardan farklı olarak, bağlamından kopuk ve çoğu zaman seküler içeriklerle dolu, sosyal medya platformları ve yapay zekâ algoritmalarının hâkim olduğu dijital ortamları beraberinde getirmiştir. Bu değişim, dinî inanç ve değerlerin yoğun bir şekilde sorgulandığı ergenlik döneminde olan “dijital yerliler” için durumu daha da kritik hale getirmiştir. Bu bireyler arasında imam hatip öğrencileri, geleneksel din eğitimi ile dijital dinî içerikler arasındaki gerilimi daha yoğun bir şekilde hissetmektedir. Buna rağmen, imam hatip liselerinde okuyan öğrencilerin dinî düşünce ve duygularına bağlı Tanrı algıları, din dışı yönelimleri ve bu yönelimlerin dijital alışkanlıkları ile ilişkisini değerlendiren araştırmaların çok sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu araştırma, imam hatip lisesi öğrencilerinin, dijitalleşmeyle birlikte inanç sistemlerini nasıl şekillendirdiklerini anlamanın gerekliliğinden hareketle bu öğrencilerin dijital alışkanlıkları ile Tanrı algıları ve din dışı yönelimleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Bu dinamikleri incelemek için araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Veriler, Türkiye'nin Mardin ilindeki İmam Hatip liselerine devam eden 524 öğrenciden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Örneklem ağırlıklı olarak kızlardan ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak “Kişisel ve Dijital Dinî Alışkanlıklar Formu”, “Tanrı Algısı Ölçeği” ve “Din Dışı Yönelim Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 programı kullanılarak Pearson korelasyonu, t-testleri, tek yönlü varyans analizi ve post hoc gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan her iki ölçek de sırasıyla 0,886 ve 0,838 Cronbach’s Alpha değerleri ile yüksek seviyede iç tutarlılık göstermiştir. Bulgular, imam hatip lisesi öğrencilerinin yüksek düzeyde olumlu Tanrı algısına sahip olduklarını ve din dışı yönelimlerinin oldukça düşük olduğunu ortaya koymuştur. Bu iki değişken arasında güçlü bir negatif ilişki tespit edilmiştir. Bu da olumlu bir Tanrı algısının güçlenmesiyle, deizm ve ateizm gibi din dışı yönelimlerin önemli ölçüde azaldığını göstermiştir. Dijital alışkanlıklar açısından, öğrencilerin büyük çoğunluğu, günde iki saat ve daha fazla zamanını dijital ortamlarda ve özellikle sosyal medyada geçirmektedir. Araştırma, din dışı yönelimde, kullanım süresine bağlı kritik bir eşik olduğunu ortaya koymuştur. Buna göre dijital ortamları kullanma süresine bağlı olarak olumlu Tanrı algısının kademeli bir şekilde düştüğü, din dışı yönelimlerinse dijital ortamları günlük beş saatin üzerinde kullanan öğrencilerde görüldüğü tespit edilmiştir. Ancak araştırma, dijitalleşmenin dinî düşünce ve duygular açısından her zaman olumsuz sonuçlar vermediğini de ortaya koymuştur. Dijital ortamları bilinçli bir şekilde dinî konular, özellikle de inançla ilgili sorular hakkında araştırma yapmak için kullanan öğrencilerin, olumlu Tanrı algıları daha yüksek ve din dışı yönelim düzeyleri daha düşük bulunmuştur. Ayrıca bulgular, dinî bilgi kaynağı olarak hem dijital ortamları hem de geleneksel kaynakları kullanan, dijital ortamlarda edindikleri dinî bilgileri yazılı kaynaklardan veya güvendikleri kişilerden teyit eden öğrencilerin daha dengeli bir inanç yapısına sahip olduklarını göstermiştir. Araştırmada, dijital ortamların bizâtihi din dışı yönelimlere sebep olan bir yapı olmadığı, dijital ortamların öğrenciler üzerindeki etkilerinin aile, okul ve resmî/sivil dinî yapılar gibi çevre kültürü etkisi, bilinçli kullanım, araştırılan dinî konuların mahiyeti, içerik ve dijital mecra tercihleri, kullanım amaçları, dijital dinî bilginin teyidi vb. birçok faktöre bağlı olarak şekillendiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ebeveyn, öğretmen ve din eğitimiyle ilgili kişilerin, içerik üretimine ve yönetimine odaklanmaları, gençlerin inanç ve değerleriyle ilgili sorunlarının çözümünde, iletişim kanallarının açık ve sürdürülebilir olmasına öncelik vermeleri, zorlayıcı veya kısıtlayıcı tutumlar yerine daha destekleyici ve entelektüel açıdan onları tatmin edici dinî ortamlar oluşturmalarının önemi vurgulanmıştır.
Keywords
An Examination of Imam Hatip High School Students' Perception of God and Non-Religious Orientations in the Context of Digital Habits
Abstract
The digital age has brought with it digital environments dominated by social media platforms and artificial intelligence algorithms, which are disconnected from their context and often filled with secular content, unlike environments such as the family and school in terms of religious education. This change has made the situation even more critical for “digital natives” who are in adolescence, a period when religious beliefs and values are intensely questioned. Among these individuals, imam hatip students feel the tension between traditional religious education and digital religious content more intensely. Nevertheless, it is understood that there are very few studies evaluating the relationship between the perceptions of God based on the religious thoughts and feelings of students attending imam hatip high schools, their non-religious orientations, and their digital habits. This study examined the relationship between the digital habits of imam hatip high school students and their perceptions of God and non-religious orientations, based on the necessity of understanding how these students shape their belief systems alongside digitalization. To examine these dynamics, the research was designed according to the correlational survey model from quantitative research methods. Data were collected from 524 students attending imam hatip high schools in the province of Mardin, Turkey, using purposive sampling. The sample consisted mainly of girls and 12th grade students. The data collection tools used in the study were the “Personal and Digital Religious Habits Form,” the “Perception of God Scale,” and the “Non-Religious Orientation Scale.” The data obtained were analyzed using statistical methods such as Pearson correlation, t-tests, one-way analysis of variance, and post hoc analysis using the SPSS 22.0 program. Both scales used in the study showed high internal consistency with Cronbach's Alpha values of 0.886 and 0.838, respectively. The findings revealed that imam hatip high school students have a high level of positive perception of God and that their non-religious orientation is quite low. A strong negative relationship was found between these two variables. This shows that with the strengthening of a positive perception of God, non-religious orientations such as deism and atheism decrease significantly. In terms of digital habits, the vast majority of students spend two hours or more per day in digital environments, particularly on social media. The study revealed a critical threshold in non-religious orientation depending on usage time. Accordingly, it was found that positive perceptions of God gradually decreased depending on the amount of time spent using digital environments, while non-religious orientations were observed in students who used digital environments for more than five hours a day. However, the research also revealed that digitalization does not always have negative consequences in terms of religious thought and feelings. Students who consciously use digital environments to research religious topics, especially questions related to faith, were found to have higher positive perceptions of God and lower levels of non-religious orientation. Furthermore, the findings show that students who use both digital environments and traditional sources as sources of religious knowledge, and who verify the religious knowledge they acquire in digital environments with written sources or trusted individuals, have a more balanced belief structure. The research concluded that digital environments are not inherently secularizing, but that their effects on students are shaped by many factors, such as the influence of the surrounding culture (e.g., family, school, and official/civil religious structures), conscious use, the nature of the religious topics researched, content and digital media preferences, purposes of use, verification of digital religious information, etc. Therefore, it is emphasized that parents, teachers, and those involved in religious education should focus on content production and management, prioritize open and sustainable communication channels in solving young people's problems related to beliefs and values, and create religious environments that are more supportive and intellectually satisfying rather than coercive or restrictive.
Keywords