Araştırma Makalesi

Sosyolojik Açıdan Klasik Kent/Modern Kent Ayrımı ve Din

Cilt: 23 Sayı: 2 30 Aralık 2023
PDF İndir
TR EN

Sosyolojik Açıdan Klasik Kent/Modern Kent Ayrımı ve Din

Öz

Bu makalenin amacı tarihsel süreçte kent ve din arasındaki ilişkinin değişen doğasını bir teorik çerçeve içinde tespit etme çabasıdır. Dünyanın her tarafında ve tarihin uzun bir devresinde kentler parçası oldukları geleneksel/feodal topluma has karakteristik özellikler sergilemişlerdir. Modern kentler de yine aynı şekilde modern toplumların bir parçası olarak kendilerine has özellikler sergilemektedir. Başka bir deyişle kentler, tek başlarına var olan komüniteler olarak ele alınmazlar. Parçası oldukları büyük toplumun temel yapısına izafe edilerek anlaşılabilirler. Bu yönüyle kent, Robert Park’ın ifadesiyle toplumsal davranışın araştırılması için bir “laboratuvar” konumundadır. Özellikle Sanayi Devrimi sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte kentler, genel anlamda toplumların kaderinin belirlendiği ve geleneksel toplumdan farklı bir hayat tarzını temsil eden alanlar hâline gelmiştir. Doğal olarak, yeniden biçimlenen kent hayatında yaşanan değişimler, kentleşme bağlamında din ve kültür alanının değişimini de kaçınılmaz kılmış ve antik dönemden itibaren değişmekte ve dönüşmekte olan kentler ile din arasında asırlardır süren ilişkinin kırılma noktasını modernleşme adı verilen hızlı değişim süreci oluşturmuştur. Bu açıdan kentler, insanların birbirleriyle olduğu kadar; yaşadıkları mekânla da ilişki kurdukları, ondan etkilenmek ya da etkileyip değiştirmek suretiyle onu toplumsal süreçlerin bir parçası hâline getirdikleri alanlardır. İnsanoğlu, tarihin ilk dönemlerinden beri kentlerde yaşamamaktadır. Kent, insanın kendi amaçları ve kendi sosyal ilişkileri doğrultusunda sonradan inşa ettiği bir yaşam alanıdır. Tarih boyunca yıkılan, ortadan kalkan medeniyetler ve kentlerin yerlerini başka medeniyetler ve kentler almıştır. Buna karşın, geçmişte var olan klasik kentler ile Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan modern sanayi kentlerinin karşılaştıkları güçlükler, daha ileri bir toplum örgütlenmesi veya kentten farklı bir yerleşim/yönetim biçimi ile aşılabilmiş değildir. Toplumsal örgütlenmenin ileri bir seviyesi, gelişkin bir örneği olan kentler, tarih boyunca farklı yönetsel ağları ve toplumsal ilişkileri bünyesinde barındıran alanlar olmuştur. Varlık gösterdikleri dönemlerde, nüfusu yoğun bir şekilde kendilerine çekme nedenleri kimi zaman savunma faktörüne, kimi zaman dini öğelere, kimi zaman ticaret ya da sanayi gibi olgulara dayansa da site kentlerinden günümüzün modern sanayi kentlerine kadarki süreçte kurulan veya ortadan kalkan bütün kentlerin ortak özelliği; egemen olunan kaynaklar üzerinden ürettikleri gücün sürekliliğidir. Sonuçta, insan toplulukları tarih boyunca, nasıl bir ideal yaşam hayal ediyorlarsa etraflarını da ona göre dizayn ettiklerinden bir kent inşa edildiğinde, kentin fiziksel ve sosyolojik yapısı o toplumun inançlarının, geleneklerinin ve sosyal örgütlenmesinin bir yansıması olarak karşımıza çıkmıştır. Nitekim Gülzar’ın deyimiyle, kapitalist toplumlar kentlerini gökdelenler, borsalar ve ticaret merkezleri etrafında inşa ederek “eco-centrik”; komünist toplumlar kentlerini büyük meydanlar ve anıtlar etrafında kurarak “sosyo-centrik” bir kent modeli oluştururken; İslam medeniyeti gibi Allah inancına dayalı toplumlar, kentlerini mabetler ve kutsal mekânlar etrafında inşa ederek “teo-centrik” bir model oluşturmuşlardır. Dolayısıyla modern kentin seküler kurumlarının gerek fert gerekse de toplum hayatında insanların gaye ve anlam arayışı gibi birtakım ihtiyaçlarına cevap veremediği durumlarda, dinin yeni roller ve fonksiyonlar kazanarak öne çıkmasının şaşırtıcı bir durum olmayacağından hareketle, 21. yüzyılın modern kentleri özelinde dinin yapı ve fonksiyonlarında meydana gelen değişimler ile toplumun din algısındaki farklılaşmaları daha iyi tespit edebilmek adına yeni saha araştırmalarına ve bulgulara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Çünkü dinin, kutsal ve aşkın tabiatı yanında, kendisinde var olan değerler sistemi sayesinde insanların önemli ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle hem bireysel hem de toplumsal yönden önemli bir fonksiyon icra ettiği söylenebilir. Bu anlamda çalışmada sosyolojik açıdan klasik kent- modern kent ayrımı özelinde din-toplum ilişkilerinde meydana gelen değişimler, bilimsel araştırma desenlerinden nitel araştırma deseni (stratejisi) benimsenerek teorik açıdan incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler

Teşekkür

Katkı ve yardımlarından dolayı danışman hocam sayın Prof. Dr. Mehmet Akgül'e ve sayın Doç. Dr. İrfan Erdoğan ile Marife Dergisi’nin değerli emektarlarına teşekkür ederim.

Kaynakça

  1. Akyüz, Niyazi. Gecekondularda Dini Hayat ve Kentlileşme. Ankara: Gündüz Eğitim ve Yayıncılık, 2007.
  2. Akyüz, Niyazi- Çapçıoğlu, İhsan. Ana Başlıklarıyla Din Sosyolojisi. Ankara: Ümit Ofset Matbaacılık, 2008.
  3. Alver, Köksal. “Kent İmgesi”. Kent Sosyolojisi. Ankara: Hece Yayınları, 2012.
  4. Alver, Köksal. “Korkut Tuna ve Şehir Sosyolojisi”. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi 22 (2011), 331-346.
  5. Arslantaş, Adnan Halis. “Sosyal Değişme Kentleşme ve Kentlileşmenin Din Üzerine Etkileri”. Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 13/2 (2008), 171-196.
  6. Benevolo, Leonardo. Avrupa Tarihinde Kentler. çev. Nur Nirven Afa. İstanbul: Afa Yayınları, 1995.
  7. Bayer, Ali. “Sekülerleşme Din İlişkisi”. Sekülerleşme Klasik ve Çağdaş Yaklaşımlar. Ankara: Otto Yayınları, 2021.
  8. Bayer, Ali. Sosyolojik Perspektiften Sekülerleşme ve Din İlişkisine Yeniden Bakış. Sosyal Bilimler Enstitüsü: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2006. 204542

Ayrıntılar

Birincil Dil

Türkçe

Konular

Dini Araştırmalar (Diğer)

Bölüm

Araştırma Makalesi

Yayımlanma Tarihi

30 Aralık 2023

Gönderilme Tarihi

30 Temmuz 2023

Kabul Tarihi

10 Aralık 2023

Yayımlandığı Sayı

Yıl 1970 Cilt: 23 Sayı: 2

Kaynak Göster

ISNAD
Akgül, Mehmet - Laleli, Mustafa. “Sosyolojik Açıdan Klasik Kent/Modern Kent Ayrımı ve Din”. Marife Dini Araştırmalar Dergisi 23/2 (01 Aralık 2023): 325-348. https://doi.org/10.33420/marife.1334679.