Muhammad Qāsim al-Nānawtawī: His Life, His Identity as a Islamic Theologian, and His Works
Öz
India, a land of mysteries where different languages, cultures, and religions blend together, has attracted attention throughout history in many areas. In addition to its natural and historical assets, it also harbors a wealth of intellectual riches in fields ranging from science to art, literature to philosophy. These lands, which came into contact with Islam through Muslim Arab traders in the 7th century AD, have also been one of the important centers of rich intellectual movement, polemics, criticism and refutation culture. This article focuses on the life of Muhammad Qāsim al-Nānawtawī (1833-1880), a young Indian scholar of Kalām who grew up in the 19th century in a region with such multifaceted riches and home to more than a third of the world's Muslims, and who passed away at a relatively young age, and who packed many successes into what might be described as a short life. He is a contemporary Islamic scholar alongside such iconic figures of the Indian subcontinent as Rametullah al-Hindi (d. 1891) and Sayyid Ahmad Khan (d. 1898). During a period when British reconstructionism manifested itself in almost every field, from language to religion, history to law, economics to politics, Nānawtawī's intellectual struggle in defense of Islam deserves to be the subject of many in-depth studies. For he became the embodiment of the science of Kalām, which aims to explain Islamic beliefs and dispel any doubts that may arise in this regard. He devoted his life to combating the attacks launched against all of Islam's sacred tenets and values, such as God, the Prophet, and the Holy Book. The work they started in a small mosque to provide Islamic education in a proper and effective way has been became institutionalized with the establishment of the Darul Uloom madrasa in Deoband and became an international institution that went beyond the borders of India. Although he is now considered as the founder of a school of thought and a figure who pioneered many firsts in the intellectual arena, it is surprising that very little has been written about him in literature outside India. In particular, the British academy, which has produced serious literature on many details related to India, has virtually ignored Nānawtawī. As far as we can ascertain, no independent work concerning his role as a theologian has been published in Turkish literature. This article, which will be the first independent study directly related to Nānawtawī, will use qualitative, historical, biographical, descriptive and comparative research methods, as well as techniques such as content analysis, narrative analysis, field observation and oral information. First, information about his life will be provided, and then his role as a theologian and polemicist will be explored. Thus, many of his firsts have been identified, such as being the first person to publicly debate with Hindu scholars in India's long history of Islam spanning more than a thousand years, the first Muslim scholar to respond to Muslim modernism emerging in the Indian subcontinent, and the first Muslim scholar to participate in a debate with representatives of multiple religions in the same environment on behalf of Islam. Finally, Nānawtawī’s works—which, despite his short life, constitute a body of high-quality literature—have been briefly introduced, grouped under the headings of the relevant academic disciplines. In conclusion, it has been pointed out that his general scientific legacy and, in particular, his refutations of the criticisms levelled at Islam by his contemporary Hindu reformist Dayananda, could make a significant contribution to responding to the accusations levelled at Islam by movements such as atheism, deism and agnosticism today, and that what kind of new studies could be conducted in this field.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
This article is based on the doctoral thesis entitled “Criticisms of Islam by Dayananda who Inspiration of Hindu Nationalism, and Nānawtawi's Refutation”, which we completed on 15 April 2024 under the supervision of Prof. Dr Ramazan Altıntaş (Ph.D. Dissertation, Necmettin Erbakan University, Konya/Türkiye, 2024). Furthermore, in some of the sentences we have written, we have made use of artificial intelligence tools to identify synonyms, avoid repetition and adopt a more academic style.
Muhammed Kāsım en-Nânevtevî: Hayatı, Kelâmcı Kimliği ve Eserleri
Öz
Farklı dil, kültür ve dinlerin harmanlandığı gizemlerin diyarı Hint, tarih boyunca birçok konuda dikkatleri üzerine çekmiştir. Doğal ve tarihî varlıklarının yanı sıra bilimden sanata, edebiyattan felsefeye birçok düşünsel zenginliği de bünyesinde barındırmaktadır. İslâm’la tanışması Müslüman Arap tüccarlar aracılığıyla Miladî 7. yüzyıla rastlayan bu topraklar, aynı zamanda zengin düşünsel devinimin, polemiklerin, eleştiri ve reddiye kültürünün de önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu makale, böylesine çok yönlü zenginlikleri ve dünya Müslümanlarının üçte birinden fazlasını barındıran bir bölgede 19. yüzyılda yetişmiş, genç sayılacak bir yaşta vefat etmiş ve kısa denebilecek ömrüne birçok başarılar sığdırmış Hint’li Müslüman bir âlim Muhammed Kāsım en-Nânevtevî’nin (1833-1880) hayatını ve kelâmcı yönünü konu edinmektedir. O, Rahmetullah el-Hindî (ö. 1891) ve Seyyit Ahmet Han (ö. 1898) gibi Hint diyarının simge isimleriyle çağdaş bir İslâm âlimidir. İngiliz yeniden yapılandırmacılığının dilden dine, tarihten hukuka, ekonomiden siyasete hemen her alanda kendini gösterdiği bir dönemde İslâm’ı savunma adına Nânevtevî’nin ortaya koyduğu fikrî mücadele, üzerinde derinlemesine birçok çalışmanın yapılmasını hak etmektedir. Zira o, İslâm itikadının açıklanmasını ve bu konuda oluşacak şüphelerin giderilmesini hedefleyen kelâm ilminin adeta yaşayan (mücessem) hali olmuş, çağında İslâm’ın tanrı, peygamber, kitap gibi bütün kutsal ve değerlerine topyekûn başlatılan saldırılarla mücadeleye ömrünü adamıştır. Ayrıca Müslümanların kendi aralarında ortaya çıkan ihtilaflara itidalli yaklaşımı ve problem oluşturan konuları somut ve aklî delillerle izah etme gayreti, onu muhaliflerinin nazarında bile müstesna bir konuma oturtmuştur. Nânevtevî ve arkadaşlarının İslâmî talimin sahih ve etkin bir metotla verilebilmesi için küçük bir mescitte nüvesini attıkları çalışmalar, Diyobend’de tesis edilen Dârululûm medresesiyle kurumsallaşmış ve bu medrese Hint diyarının sınırlarını aşarak beynelmilel bir müessese olmuştur. O, günümüzde artık bir düşünsel ekol olarak da tanımlanabilecek olan Diyobend’in kurucusu ve fikrî arenada birçok ilkleri barındıran bir şahsiyet konumunda olmasına rağmen Hint haricindeki literatürde kendisi hakkında çok az şeyin kaleme alınmış olması şaşırtıcıdır. Özellikle Hint’e ait her türlü ayrıntıyla ilgili ciddî literatür oluşturan İngiliz akademi dünyası, Nânevtevî’yi ise adeta görmezden gelmiştir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Türkçe literatürde de onun kelâmcı yönüyle alakalı müstakil herhangi bir çalışma yayınlanmamıştır. Nânevtevî’yle doğrudan alakalı müstakil ilk çalışma olacak bu makalede, nitel, tarihsel, biyografik, betimsel ve karşılaştırmalı araştırma yöntemleri ile içerik analizi, anlatı analizi, yerinde gözlem ve şifahî bilgiler gibi teknikler kullanılarak; önce onun hayatı hakkında bilgiler verilmekte, daha sonra ise kelâmcı ve reddiyeci yönü ortaya koyulmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada Nânevtevî’nin, Hindistan’da bin yıldan fazla süren İslâm’ın uzun tarihinde Hindu âlimleriyle kamuya açık olarak tartışan ilk kişi, Hint Alt Kıtası’nda ortaya çıkan Müslüman modernizmine yanıt veren ilk Müslüman entelektüel, İslâm’ı temsilen aynı ortamda birden fazla dinin temsilcisiyle münazarada bulunan ilk Müslüman âlim olması gibi ilkleri barındıran birçok yönü tespit edilerek ön plana çıkarılmıştır. Son olarak ise nitelikli bir literatür üreten Nânevtevî’nin telifatı, muhtevasına uygun bilimsel disiplinlerin başlıkları altında gruplandırılarak kısaca tanıtımı yapılmıştır. Neticede ise onun bıraktığı genel ilmî mirasın ve özellikle de çağdaşı Hindu reformist Dayananda’nın İslâm’a yönelttiği eleştirilere yazdığı reddiyelerinin; günümüzde ateizm, deizm, agnostisizm gibi akımların İslâm’a yönelik ithamlarına cevap hususunda ciddi katkılar sunabileceğine ve alanla ilgili yapılabilecek yeni çalışmaların neler olabileceğine dikkat çekilmiştir. Ayrıca Nânevtevî’nin, İslâmî fırkalar arasındaki ihtilaflı konulara yaklaşırken takip ettiği metodun ve getirdiği açılımların, özellikle Müslümanlar arasında ayrışmanın yoğun olarak gözlemlendiği günümüzde çözüm adına örnek bir yöntem olabileceğine vurgu yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Bu makale, Prof. Dr. Ramazan Altıntaş danışmanlığında 15/04/2024 tarihinde tamamladığımız “Hindu Milliyetçiliğinin İlham Kaynağı Dayananda’nın İslam’a Yönelttiği Eleştiriler ve Nânevtevî’nin Reddiyesi” başlıklı doktora tezi esas alınarak hazırlanmıştır. Ayrıca, tarafımızdan yazılan bazı cümlelerde; eş anlamlı kelimelerin tespiti, kelime tekrarına düşmeme ve daha akademik bir üslubun tercihi noktalarında Yapay Zeka araçlarından istifade edilmiştir.